10.08.2017 tarihinde bal oğlum dünyaya geldi. Dünyaya gelmeden önce bizi sürekli telaşlandırıyordu. Erken doğum riski altındaydım. Sürekli NTS ( Nonstres Test ) de sancılarım 80-100 arasında gidip geliyordu. Dünyaya gelmesi için daha erkendi. Bir gün hastanede kaldım. Hastanede yatış işlemleri yapılırken ağlıyor kendimi tutamıyordum. Vaktini doldurmadan gelecek olması beni korkutuyordu. Oğluma bir şey olursa diye sürekli kurup kendimi daha çok üzüyordum. Ben ağlarken en büyük desteği annem ve eşim verdi. Beni bir an yalnız bırakmadılar, gülümseyip rahatlamam için her şeyi yapıyorlardı. Aniden yatış olduğu için yanımda hiç eşya yoktu. Erken doğum riski olduğu için annem daha önceden hazırladığım doğum çantamı almak için eve gitti. Bana o gece serumlar ve ilaçlar verildi. 30 dk da bir sancı durumuma bakıldı. Sabah doktorumuz geldiğinde her şey normaldi. Sancım yoktu. O kadar serum ilaçtan sonra çınar küsmüş olsa gerek, dünyaya gelmekten vazgeçmişti. Doktor kontrollerinden sonra öğlen taburcu oldum.
   Doktor kontrollerim sıklaşmıştı. Haftada iki kere mutlaka gidip NTS çektiriyor ve ultrasonla bakılıyordu. Bir gün NTS çektirmeye gittiğimde doktorumuzun tatile gideceğini öğrendim. Bu beni pek mutlu etmemişti. Çınar ya siz yokken gelirse diye doktorumun başının etini yedim. Beni başka bir doktora yönlendirmişti. 1 hafta boyunca başka bir doktorun kontrolü altındaydım. Doktorum tatile giderken ” siz olmadan doğurmayacağım ” demiştim. Öyle de oldu. 1 hafta da iki kere NTS’ye girdim sancım yoktu. Çağcıl hocam tatilden döndüğü gün, kontrol için gittiğimizde tekrar sancımın arttığını gördüm.  Sancılarımın yüksek olmasına rağmen hala doğuma fiziksel açıdan hazır olmamam sebebiyle o gün sezeryan kararı alındı. Başından beri zaten sezeryan istiyordum. Bebeğime bir zarar gelme olasılığı sebebiyle normal doğuma bir türlü ısınamıyordum. Canımın tatlı olması, kendimi sürekli kasıyor olmam da büyük rol oynuyordu. Oğlumun sezeryan tarihi de belli olduktan sonra kargolarımın bir an önce gelmesini bekliyordum. Çınar için sipariş verdiğim eşyaları başka bir yazımda detaylı şekilde yazacağım.
   Zaman gelmişti. Çınar saatler sonra aramızda olacaktı. Saat 10.30 da doğuma girecektim.Saatler geçmek bilmiyordu. O gece uyuyamadım saat yattığımda 4, kalktığımda 6 idi. Büyük bir sevinçle alarm çalar çalmaz uyandım ve evdekileri dans eşliğinde kaldırdım. Arabaya doğum çantamı, kargoyla gelen eşyalarımı, helyumla şişirilmiş balonları ve ikramlıkları sığdırmaya çalıştım. Gören herkes tatile gidiyorum sanmıştı oysa ben doğuma gidiyordum.

  Saat 8 de hastaneye yatışım yapıldı ve odaya çıktım. Oda süslemeleri ile kendimizi öyle bir kaptırdık ki saat 9.30 olmuştu. Arkadaşlarımız, yakın çevremiz hastaneye yavaş yavaş gelmeye başlamışlardı. Onlar geldikçe ben daha çok heyecanlanıyordum. Beklenen zaman gelmişti saat 10.30 olmuştu ve beni odadan almak için 3 görevli geldi. Doğuma giderken annemin ağladığını gördüğüm an başladım bende ağlamaya. Ağlamam ameliyathaneye kadar devam etti. Eşimin de benle doğuma gireceğini sanıyordum. Aksilik işte eşimi alamayacaklarını belirttiler ve tekrar ağlamaya başladım. Hamileliğin vermiş olduğu hormonların tavan yaptığı anlardı. Doktorumuz geldi ona anlattık durumu onunda elinden bir şey gelemeyeceğini söyledi.

 

   Ameliyathane sorumlusunu maalesef ikna edemedik ve eşim benimle doğuma giremedi. Ameliyathane sorumlusu ağlamama dayanamadı ve bize bir güzellik yaptı. Eşim karşı odadan ameliyathaneyi  izleyebilecekti. Sevinmiştim yanımda olmasada onu görebilecektim. Saat 11.00 de içeriğe alındım ve belden uyuşturmak üzere iğne vuruldum. O kadar çok korkuyordum ki … Anestezi uzmanı o kadar naif bir bayandı ki beni çok rahatlattı eşim yerine benim elimi o tuttu. Zaman geldi ve doğum başladı. Beni kestiklerini hissediyordum ve canım acımasada o an ki psikolojiyle acıyor gibi hissediyordum. Karnımda bir şeyler oluyordu anlam veremiyordum ve birden paniklemeye başladım. O kadar paniklemiş olacağım ki beni uyutmuşlar. Uyandığımda oğlum doğmuş ve kontrolleri yapılmak üzere götürülmüştü bile. Doktoruma ilk sorduğum soru ” oğlum sağlıklı mı ? ” oldu. Oğlum gayet sağlıklı bir şekilde dünyaya gözlerini açtı. Hoşgeldin Çınarım ❤

 


     Son rutin işlemler yapılırken ben artık bitse de gitsem diye bakıyordum. Ameliyat bitti ve yatağıma zor bela alındım. Bacaklarımı hala hissetmiyordum. Portörlere haber verilmek üzere telefon açıldı. Beni o arada bekleme alanına alıp kahve ikram ettiler. O kadar acıdan sonra kahve iyi gelmişti. Portörler odaya götürmek için geldiklerinde çıkışta gözlerim eşimi aradı ama eşim yoktu. Çınar çıkarken onunla birlikte gitmiş bir daha da dönmemişti. Odaya getirildiğimde neredesin diye sorduğumda açıklaması ise ” sen kaybolmazsın ama ya bebeğimiz kaybolsa ” olmuştu. O anda beni bir gülme aldı. Oda bizim kahkahalarımızla neşelendi. Tabi gülerken dikişlerimin acıması da ayrıydı.

 

    Oğlumu görmek istiyorum getirin dediğimde bakımlarının yapıldığını birazdan geleceğini söylediler. 10 dakika sonra kapıdan ufacık tefecik bal yanaklı bir bebek geliyordu. Kucağıma ilk aldığımda ki duyguyu tarif edemem. Bütün dikiş acılarım o an da kayboldu. O kadar güzel bir bebekti ki koklamalara doyamadım. Meğer aşk buymuş, oğlum canım bebeğim senin annen olduğum için çok şanslıyım. Gecelerimiz uykusuz geçse de, nedensiz ağlayıp beni sinir etsende, altını değiştirirken üzerime kakanı yapsanda iyi ki geldin dünyama.



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.